Gerçekleşmesine kesin gözüyle bakılan kabine değişikliğinin ne anlama geleceğini önceden tartışmak gerçekleşmesinden sonra yapılan değerlendirmelerden daha yararlı olabilir. Böylece kişilere yönelik duygusal tepkilerden arınmış bir değerlendirme mümkün olur.
Bu değişiklik bugüne kadar uygulanan politikaların terk edilmesi ve yeni bir yön çizilmesi mi olacaktır yoksa aynı politikalar yeni yüzlerle sürdürülecek ve bir yenileşme imajı mı yaratılacaktır?
Bugüne kadar sürdürülen politikalar CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül’ün baÅŸbakanlığı sırasında belirlenmiÅŸ ve önemli bir deÄŸiÅŸiklik yapılmadan bugüne kadar sürdürülmüştür. Ekonomide küreselcilik, dış politikada AB’ye yönelik olarak belirlenen bu politika bölgede oluÅŸturulacak barış ortamıyla Türkiye’nin bölgeyle birlik arasında bir köprü olmasını saÄŸlayacaktı.
Bu politikanın gövdesinde dünyadaki köklü değişmelerden kaynaklanan çatlaklar oluştu. Küresel sermayenin gücünü kaybetmesi, ekonomide devletin etkinliğinin artması, sermaye hareketlerinde devletlerin kontrolünün artma eğilimi göstermesi bu alanda yeni bir politika belirlenmesini gerekli kıldı. Tüm dünyada gözlenen yeni ekonomik yapılanmanın, sermaye hareketlerinde gözlenecek azalmanın ülkemize nasıl yansıyacağı ve bugüne kadar uygulanan ekonomik politikalarda bir değişikliğe gidilip gidilmeyeceğinin ipuçlarını kabine değişikliğinde gözleyebiliriz. Eğer ekonomi yönetiminde bir değişiklik olursa yeni yüzlerin temsil ettiği ekonomik politika gelecekteki uygulamaların yönünü gösterecektir.
İkinci önemli deÄŸiÅŸiklik Türkiye’nin dünya üzerinde konumunda gözlenebilir. Türkiye AB içinde onun OrtadoÄŸu’yla iliÅŸkisini pekiÅŸtirecek bir köprü, askeri alandaki eksikliÄŸini tamamlayacak bir güç mü olacak yoksa ABD, AB ve Rusya arasında bölgesel bir güç olarak dengeleyici bir rol mü oynayacak? DışiÅŸleri yönetiminde bir deÄŸiÅŸiklik olursa bu konularda bir deÄŸerlendirme yapılabilir.
Dış politikanın yönetiminde CumhurbaÅŸkanı Gül’ün aktif rolünün devam edip etmeyeceÄŸi de kabinedeki deÄŸiÅŸiklikten anlaşılacaktır.
Yeni kabine siyasi iktidarın güç odaklarıyla, mesela büyük sermaye, dini gruplar, AB yanlısı güçlerle ilişkisinin yeniden belirlenmesine de sebep olur ve bunun yansımaları bürokrasi ve medyada görülebilir.
Benim tahminin kabinedeki deÄŸiÅŸikliÄŸin hükümetin bugüne kadar uyguladığı politikalarda köklü deÄŸiÅŸimlere sebep olacağı ve bir süre gergin bir ortamı yaÅŸayacağımız yönündedir. İngiltere’de Tony Blair’in ayrılması, ABD’de Obama’nın geliÅŸi ile gerçekleÅŸen deÄŸiÅŸim ülkemizde liderin deÄŸil kadronun deÄŸiÅŸimiyle yaÅŸanacak gibi görünüyor.
Tüm dünyada gözlenen değişim rüzgarı aslında değişen şartlara uyumu sağlamak amacını taşıyor. Ülkemizin bu uyumu nasıl sağlayacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ama değişimden kaçınmanın mümkün olmayacağını söyleyebiliriz.
Son Yorumlar
Sami Okutan, Adnan Oktar ve arkadaşlarının yargılanma süreci artık bir son bulmalıdır. Ortada tek suç delili olmadığı halde başından beri boş yere v
Samil Nadir, Adnan Oktar’ın eserlerinin ve yürüttüğü faaliyetlerinin dünya çapındaki etkisi, her gün katlanarak artıyor. Bu değerli kişiye karşı y
erdem soylu, mahkeme heyeti eminin Adnan beyin suçsuz olduğunu biyordur, ancak bunu dile getirememelerinin sebebi gördükleri baskı olabilirmi? tabi insan emin
hakan, Adnan Oktar ve arkadaşlarına yapılan haksızlık mahkemelerin sonunda kanıtlanacaktır. Bu kadar zamandır gözle görülür suç unsuru bulunamam
faruk vaha, Bu dava 10 yıldır devam ediyor.Adnan Oktar ve arkadaşlarına birçok kez beraat kararı verildi.Ama Yargıtay hiçbir suç unsuru bulunmayan bu dav
Mustafa, Bu dava tüm zamanların en haksız davası, hiç bir suç unsuru olmadığı için bir türlü sonuçlandırılamıyor. İnşaAllah Sayın Adnan Okt
behram ay, Yargı reformları geciktirilmeden yapılmalı yoksa 10 yıl boyunca böyle daha çok hukuksuzluklar görülür.............................
Zehra T., Said Nursi Hazretleri de hayatının son günlerine kadar tam 30 yıl mahkemelerle ve hapisle geçirdi. Bütün bu mücadelesi sırasında yazdığı
Yudum Erus, 10 yılı geride bırakan bir davada ne delil var nede işkence altında alınan ifadeler dışında bir kanıt,ayrıca aynı davada yargılanan bazı
ercan gediz, Bu davanın seyri ve ilgili şahıslar çok özel. Bence asrın davası. tam 2000 yılında başalyıp adeta 21.yüzyıla girişe damgasını vurdu ve