IMKB: 42.035 / %-0,65Dolar: 1,2645 YTL / %0,00Euro: 1,9485 YTL / %-0,05
İstanbul : °C     Ankara : °C    İzmir : °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Meclis, yangın faciasını sorguladı
27 Mart 2008 Perşembe 17:39
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Almanya raporunda, Ludwigshafen kentinde çıkan ve 9 Türkün hayatını kaybettiği yangın faciasının Türkler üzerindeki etkisini ortaya koydu.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun Almanya raporunda, Ludwigshafen kentinde çıkan ve 9 Türkün hayatını kaybettiği yangın faciasının, Almanya'da Türklere karşı geçmişte yaşanan ırkçı saldırıları akla getirdiği ve orada yaşayan Türk toplumunda korku ve endişeye yol açtığı belirtildi.

AK Parti Mersin Milletvekili Zafer Üskül başkanlığında 5 kişiden oluşan alt komisyon, 10-16 Şubat tarihleri arasında Almanya'ya yaptığı ziyaretin ardından raporunu hazırladı.

23 sayfalık raporda, heyetin, Almanya'da kabul edilen Göç Yasasının, orada yaşayan Türklerin aile birliğinin önüne koyduğu engeller, ortaya çıkardığı ayrımcılık ile bu yasanın insan hakkı ihlaline yol açıp açmadığı konularını; Almanya'daki cezaevlerinde bulunan Türklerin durumunu; Ludwigshafen kentinde meydana gelen ve 9 Türkün hayatını kaybettiği yangın sonrasında ortaya atılan bazı iddiaları yerinde incelemek üzere Almanya'ya gittiği bildirildi.

Heyetin Almanya'da kimlerle görüştüğü ve bu görüşmeler hakkında bilgi verilen raporda, orada yaşayan Türklerin, Göç Yasasının, Türk toplumunda aile birleşimini engellemesinden ve ayrımcılığa yol açmasından oldukça tedirgin olduklarının gözlendiği kaydedildi.


-''ALMANCA DİL ZORUNLULUĞU DOĞRU DEĞİL''-


Alt komisyon üyelerinin; 3 milyona yakın Türkün yaşadığı Almanya'da toplum düzeni ile uyum sağlayamamış insanların da çıkabileceği, ancak bu istisnalardan yola çıkarak genel bir politik güdümün oluşturulmasının doğru olmayacağını düşündükleri ifade edilen raporda, ''Heyet, aile birleşimi kapsamında, Almanca dil zorunluluğunun doğru olmadığı görüşündedir'' denildi.

Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi Mehmet Ali İrtemçelik'in heyete verdiği brifingde, Almanya'nın Göç Yasasıyla ilgili olarak sergilediği siyasi tutum ve hedefin altında yatan prensiplere ilişkin olarak, ''Türk temel kimlik sütunlarının, uyum süreci içerisinde 'kimliksizleştirme' üzerinden 'Almanlaştırmaya' vardırılmaya yönelik bir hedefin olduğunu'' söylediği ifade edildi.

Almanya Federal Meclis İnsan Hakları ve İnsani Yardım Komisyonu üyesi Erika Steinbach'ın, ''Öncelikle bir diyalog içerisinde bulunmak istediklerini, fakat bunun için aynı dili konuşmanın son derece önemli olduğunu, Göç Yasasının Türklere karşı bir uygulama olduğu iddiasının yersiz olduğunu'' söylediği dile getirildi. Steinbach, dil sınavı şartının yıllarca doğudan gelen Alman kökenli Ruslara uygulandığını da belirttiği kaydedildi.

Raporda, Almanya İçişleri Bakanı Wolfgang Schauble'nin, Göç Yasasının, Türklere yönelik alınmış bir tedbir olmadığını, Alman hükümetinin, Almanya'da yaşayan göçmenlerin Almanca öğrenebilmelerine yönelik olarak, dil kursları için 155 milyon avro harcadığını söylediği bildirildi.


-CEZAEVİNDE TÜRKÇE VE KÜRTÇE YAYIN-


Alt komisyonun Türklerin bulunduğu cezaevlerinde de incelemelerde bulunduğu ifade edilen raporda, Tegel Cezaevi Müdürünün, cezaevlerinde dönüşümlü olarak, Show TV ve Kanal D yayını ile Kürt asıllı vatandaşların talebi üzerine Roj TV yayını yapıldığını söylediği bildirildi.

Tegel Cezaevi Yabancı Mahkum Temsilcisi Mehmet Sadık Aykol'un, cezaevinde yaşadıkları sorunları anlattığı ve Alper Karaca adlı Türk mahkumun 2 yıl önce hücresinde ölü bulunduğunu belirttiği vurgulandı.

Komisyon Başkanı Üskül'ün, henüz aydınlatılmayan bu ölüm olayının Türk mahkumlarca endişeyle karşılandığını ifade ettiği kaydedilen raporda, 9 Türkün çıkan yangında hayatını kaybettiği Ludwigshafen kentinin Belediye Başkanı Eva Lohse'nin, ''Kentlerinde çıkan yangının Solingen ve Mölln vakaları ile ilişkilendirilmesinden duyduğu rahatsızlığı ifade ettiği'' bildirildi.


-''TÜRKLERDE KIZGINLIK VE TEDİRGİNLİKLE KARŞILANDI''-


Raporda, Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin (AİHS) 8. maddesinin aile hayatının korunmasını, 12. maddesinin evlenme hakkını, 14. maddesinin de ayrımcılık yasağını düzenlediği ifade edildi.

Almanya'nın aile hayatının korunması hakkının kullanılmasına müdahalesini haklı kılacak hiçbir dayanağın mevcut olmadığı, bu müdahalenin sadece Türkleri etkilemesinin Almanya'daki Türk toplumunda ve Türkiye'de kızgınlık ve tedirginlikle karşılandığı bildirildi.

Raporda, eşlerden Almanca bilme şartının sadece Türk göçmenlerden istenmesinin, AİHS tarafından korunan, ayrımcılık yapmama ilkesine aykırılık teşkil ettiği vurgulanan raporda, şunlar kaydedildi:

''Ludwigshafen'de 9 yurttaşımızın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan yangın faciası, Adem Özdamar'ın Hengen kentinde bir karakolda dövüldükten sonra beyin ölümünün gerçekleştiği iddiası, maalesef Almanya'da Türk topluma karşı geçmişte yaşanan ırkçı saldırıları akla getirerek, Almanya'daki Türk toplumunda korku ve endişeye yol açmaktadır.

Göç Yasası, Türk toplumunda aile birliğinin tesisine engel olarak ve ayrımcılığa yol açarak insan hakkı ihlaline sebep olmaktadır. Göç Yasasının getirdiği düzenlemelerle, Almanya'daki Türk toplumunun dışlandığı, Türklere karşı üstü kapalı sindirme ve asimilasyon politikasının hayata geçirilmek istendiği, Almanya'daki vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunun kanaati haline gelmekte ve bu yeni durum, Türk toplumu aleyhine yapılan saldırılarla ırkçı Almanları cesaretlendirmektedir.

Almanya'daki Türk toplumunun kaygı ve huzursuzluk içinde yaşaması, Alman toplumunu da kaygı ve huzursuzluğa itecektir. Irkçılığı özendirici her türlü tutumdan kaçınılmalıdır.''
Bu haber toplam 113 defa okunmuştur




Webhaber.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. © 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. | Yazılım ve Sistem Yönetimi: KV Bilişim