IMKB: 42.499 / %-0,29Dolar: 1,2295 YTL / %-0,97Euro: 1,9105 YTL / %-0,52
İstanbul : °C     Ankara : °C    İzmir : °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bu soruların Türkiye'ye hiçbir faydası yok
17 Nisan 2007 Salı 20:13
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Başkanı Okay Çakıroğlu, nükleer konulara ilgi duymaya başladığımda aradığım ilk isimdi.
Yedi kişiyle konuştuktan sonra Çakıroğlu beni arayarak Ankara'ya davet etti. Sabahtan öğleye kadar konuştuk. Sayın başkan soruların bana kurumun çalışmasını istemeyen birtakım cahil ve kötü niyetli kişiler tarafından verildiğini düşündü, kendimin hazırlayabileceğine inanmadı. Tıpkı insanlar gibi devletlerin de yatak odası sırları olabileceğini belirterek, bazı konuların bütün çıplaklığıyla konuşulamayacağını savundu, ABD'nin Küresel Nükleer Enerji Ortaklığı (GNEP) projesini iyi tetkik etmemi salık verdi, yazmamam kaydıyla bazı analizler yaptı. Öğleden sonra birlikte SANAEM'e (Sarayköy Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi) gittik. Tarım, endüstri, tıp başta olmak üzere pek çok konuda nükleer tekniklerden nasıl yararlanılabileceğinin örneklerini memnuniyetle gördüm. Daha sonra bu konuları da sayfama taşıma düşüncesiyle İstanbul'a döndüm.

Siz bir fizikçisiniz. "Silikondan yapılan güneş pillerinin fabrikasyonu" adlı master teziniz var. Nükleerci olmadığınız halde TAEK başkanlığına getirilişinizi nasıl açıklıyorsunuz?

TAEK başkanları nükleerci olur diye bir kriter mevcut değil. Eğer nükleer mühendis kastediliyorsa nükleerci eksik bir tabir.

Sizin sadece fizikçi olmanız, eleştirilmeye değer bir şey değil mi yani?

Hayır efendim. Bu kurumun geçmişinde bir tek nükleer mühendis vardır, Ahmet Yüksel Özemre.

Benim bildiğim iki kişi daha var: Nejat Aybers ve Emin Özbay.

Rahmetli Aybers doğru ama diğeri nükleer mühendis midir ona bakmak lazım. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın Başkanı El Baradey hukukçudur. TAEK başkanı olmak için nükleerci olma şartı yok. Çünkü biz tarım, hayvancılıkla, tıp ile de uğraşıyoruz.

Okuduğunuz fizik türü nedir?

Ben katı hal fizikçisiyim.

Nükleer konularla daha sonra ilgilendiniz mi?

Tabii ki.

Neler yaptınız?

Hiç kendimi teşhir etmek zorunda değilim. Bu sorgulamayı kabul etmem.

Sizi tanımaya çalışıyorum.

Ben TAEK'te çalışmadım. Nükleer konularla ilgilenme imkanım çok kısıtlıdır. Çünkü nükleer ile ilgili faaliyetleri yasa hep TAEK'te toplamış.

Hacettepe Üniversitesi'nin nükleer mühendislik bölümünü saymıyor musunuz?

Evet ama o sadece öğrenci yetiştirir. Orada laboratuvar, araştırma imkanı yok.

Bir de İTÜ'de var nükleer eğitim, öyle değil mi?

İTÜ'deki de nükleer değildir şu anda. Enerji Enstitüsü'ne dönüşmüştür. Nükleeri bırakmıştır. Ama orada bir reaktör vardır.

Kurum dışı nükleer uzmanlara hiç danışmadığınız, içerideki uzmanları dağıtıp TAEK'in içini boşalttığınız iddialarına ne diyorsunuz?

Bu doğru değil. Elimizde bir veri tabanı var. Bu konularda yetişen bütün bilim insanlarının müktesebatlarını çıkardık. Hepsiyle temas halindeyiz. Mektuplaşıyoruz. İhtiyaç duydukça bu bilim insanlarından istifade ediyoruz.

NÜKTEK grubu kendileriyle temas kurmadığınızdan yakınıyor.

Aman efendim davet ettik, geldiler. Ben bir defa davet edildim, bir haftalıktım göreve başlayalı. Gidemedim. Biz ehliyetlerine ihtiyaç duydukça bu insanlarla görüşüyoruz. Bu grup veya diğerleri kurumun tam olarak ne olduğunu bilmiyor. Değişik zamanlarda benzer tenkitler alıyorum. O zaman yasamızı okumalarını salık veriyorum. TAEK'in nükleer güç reaktörleri yapamayacağına dair bir hüküm var. Ama iddialar "TAEK nükleer reaktör yapıyor, bizden istifade etmiyor" şeklinde. Halbuki TAEK nükleer reaktör yapmak üzere kurulmuş bir kurum değil. Birinci misyonumuz, nükleer ve radyasyon konularında düzenleyici, denetleyici faaliyetleri yürütmek.

TAEK'in 1956 tarihli ilk kuruluş yasasında bütün nükleer faaliyetleri yapma yetkisi kurumun uhdesindeydi.

Doğru.

1982 tarihli yasa ile bir değişiklik yapıldı. Türkiye nükleer teknoloji transferi yapamaz hale getirildi.

Yok öyle bir şey. Bu bilgi yanlış. Veya eksik en azından.

Bakın bu elimdeki 56 tarihli metin, bu da 82 tarihlisi. Araştırma yapabilirsiniz; ama pilot tesisiniz güç üretimine dönük olmayacak. Bu bilgi birikimi olmayınca zaten reaktör kuramayız ki.

Reaktörlerin hepsi güç üretimi yapmaz. İkincisi TAEK'in teknoloji geliştirmesine mani olmaz bu hüküm. Biz güç üretimine dönük reaktör yapamayız, doğru. Yasa koyucu 'hem düzenleme denetleme yapıp, hem de nükleer reaktörle ilgili çalışma yapamazsınız' diyor.

Bu işlevleri ayırmak tabii ki doğru; ama reaktör yapımı sahipsiz kalmış durumda. Bu boşluğu doldurmak üzere Özal zamanında NELSAK diye bir kurum kurulmuştu.

Kurum değil. O bir şirkettir.

Hayır efendim, Nelsak'ın açılımı, Nükleer Elektrik Santralları Kurumu.

Hayır AŞ'dir. NELSAŞ'tır o.

Her neyse, asla operatif olamadı. Reaktör yapım işinin sahibi yok.

Olabilir. O benim işim değil, bakanlığın işi.

Bakanlık nasıl kuracak reaktörü? Bürokratlar ne bilir bu işi?

Tekrar edeyim. Bir düzenleme denetleme fonksiyonumuz var bizim, bir de araştırma geliştirme. Onun içinde pilot tesislere kadar her şeyi yapmak var. Zaten bir reaktör en önce pilot düzeyde yapılır. Dolayısıyla yasamız mani değil buna.

Aman efendim, yasanın izin verdiği pilot tesis, kurulacak ana reaktörün bir örneği değil ki.

Bu yasa dünyanın da dikkatini çekiyor. Biz de farkındayız. Türkiye nükleer düzenleme kurumu yasası hazırlandı. Bu önümüzdeki yıl Meclis'te görüşülecek.

Önümüzdeki yıl mı? Bakan seçimden önce reaktör yapımı için başvuruları kabul edeceğini söyledi.

Bakın, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu kuruldu. Enerji piyasasında bakanlık veya başka kuruluşlar yoktur artık. Devlet sadece denetleme, düzenleme işini yapar. Onu da EPDK vasıtasıyla yapar. Enerji tesislerinin kurulması, işletilmesi, elektrik, sıcak su, buhar üretilmesi, aklınıza ne gelirse bunu özel sektör yapar. Bu İngiltere'de de, Amerika'da da böyledir. Şimdi ülkemiz bu yolu seçti. Bu yasa TAEK'e de, Enerji Bakanlığı'na da bırakın nükleer santralı, gaz santralı ve baraj yapma imkanı bile vermiyor. Özel sektör bu işi yapsın, devlet karışmasın diyor. Dolayısıyla bu yasaya uygun olarak nükleer santral kurulması için özel sektörümüzü davet ettik, TAEK süreçte hükümete teknik danışmanlık yaptık. Bunu yaparken de az evvel söylediğim gibi üniversitelerimizden, yurtiçi ve dışındaki bilim insanlarımızdan istifade ettik.

TAEK'in bilimsel bağımsızlığı 2002'de ortadan kaldırıldı. Bu konudaki Danıştay kararı uygulanmıyor. İcrayı denetleyecek olan TAEK'in icranın emrinde bir alt kuruluş olmasını nasıl kabul edebiliyorsunuz?

Bu söylediğiniz kısmen doğru. Tamamen doğru değil. Bizim yasamızda TAEK doğrudan Başbakan'a bağlı bir kuruluştur.

Ama ne oldu? Bu süper pozisyon yerle bir oldu. Müsteşar düzeyindeyken daire başkanlığına indiniz.

Bu tabii böyle kalabilseydi çok iyiydi. Ama genellikle başbakan bir devlet bakanını delege eder. Yani bir devlet bakanına TÜBİTAK'a, atom enerjisine, şu şu kuruluşa sen bak der. TAEK hep bir devlet bakanına bağlı olmuştur. Dolayısıyla son otuz-kırk yıldır ne olduysa bugün de o olmakta. Bugünkünün farkı bir devlet bakanına değil, enerji bakanına bağlı olması. Ahmet Yüksel Özemre de bir devlet bakanına bağlıydı veya müsteşara hesap veriyordu. Zaten sıkıntılar oradan çıktı. Başbakanla konuşmak istedi, konuşulmadı, olmadı.

Danıştay sizinle aynı görüşte değil ama.

Hayır. Danıştay TAEK'in Enerji Bakanlığı'na bağlanması konusunu yanlış bulmamıştır. Danıştay, "Kanunla verilmiş yetkileri başbakan herhangi bir bakana devredemez" demiştir. Dolayısıyla pek çok karardan çok az bir kısmının bakan imzasıyla değil de, başbakan imzasıyla oluşmasını söylemiştir. O günden sonra da bu karara aykırı hiçbir uygulama yapılmamıştır.

Siz sahiden Türkiye'nin İran'dan 20 yıl ileride olduğuna mı inanıyorsunuz?

Yalan bu. Bana soruldu. İran ile Türkiye'yi mukayese etmek istediler. Ben de şunu ifade ettim: İran'ın da iyi olduğu taraflar var, bizim de.

Hangi açılardan biz daha iyiyiz?

Efendim böyle bir mukayese abestir. Biz elli senedir işin içindeyiz. Bizim seviyemizi niçin İran ile mukayese ediyorsunuz? Amerika ile edelim.

Ne yani Amerika ile mukayese edecek bir durum mu var?

Siz bir bilim insanı olsaydınız bunu konuşabilirdim. Ama reaktör ölçüyse tabii konuşacak bir şey kalmıyor. Reaktör bir enerji üretim tarzıdır. Gaz yerine, kömür yerine nükleer reaksiyondan ısı alan bir termik santraldır. Dolayısıyla bir ülkenin reaktörü olması teknolojide çok ileri olduğu anlamına gelmez. Ermenistan'ın reaktörü var. Bulgaristan'ın altı tane reaktörü var. Teknolojide çok mu ileriler? Bunlar farklı şeyler.

Allah Allah! Görüştüğüm bütün uzmanlar bunun tam tersini söylüyorlar.

Nükleer reaktör sahibi olursanız birkaç şey kazanırsınız. Birincisi nükleer reaktör işletmek, çok ciddi anlamda kalite yönetimi anlayışını beraberinde getirir.

Kaliteyi nükleer teknoloji getiriyorsa, demek ki biz çok geriyiz bu konularda.

Hayır efendim. Biz reaktör yapmıyoruz ama bal gibi jumbo jetleri uçuruyoruz. Bir uçağı uçurmak da benzer bir titizlik gerektirir. Dolayısıyla bizim nükleerimiz olmadığı için bu sınıfı atlayamamış olduğumuz anlamı çıkmaz buradan. Başka konular var Türkiye'nin kotardığı. Biz bilardoda dünya şampiyonuyuz mesela. Bilardo fizik demek, strateji demek. Yani bizde o öz olmasaydı nasıl şampiyon olurduk? Dolayısıyla nükleerin olmaması mahvolduk, perişanız anlamına gelmez.

Valla bu bilardo örneği şimdi... Ben sizden nükleer reaktörümüz yok diye üzülmenizi beklerdim.

Şimdi bakın o ayrı bir konu. Nükleer reaktörümüz yok; ama bizim yirmi binin üzerinde lisansımız var. Hastanelerde, endüstride, havaalanlarında otuz bin civarında X-ray cihazı çalışıyor. Sanayide kullanılan altı bin civarında radyoaktif kaynak var. Gelişmiş ülkelerde bile bu mertebelerde lisans yok. Dolayısıyla biz nükleer maddeyi yönetmeyi, taşımayı bilen bir ülkeyiz. 281 nükleer tıp merkezimiz var. Reaktör, nükleer teknolojinin sadece bir kısmıdır.

Ama en önemlisi...

Değil. Bakın o başka şey. Nükleer teknoloji ile uğraşmanın ülkemize kazandıracağı şeylerden bahsediyorum ben.

Çekmece'deki nükleer yakıt pilot tesisi çalışıyor mu?

Hayır çalışmıyor.

O halde nasıl nükleerde ileri olduğumuzu söyleyebiliyorsunuz?

(Gülüyor) Ne diyeyim şimdi?.. Bu soruların Türkiye'ye bir faydası yok. O soruları aldığınız kaynağın başka bir yere verdiği soruları vereyim size.

Ben soruları bir yerden almadım.

Size verildi o sorular. Çekmece'deki tesisi nereden bileceksiniz?

Beni küçümsemeyin. Bir sürü şeyi araştırdım. Siz Çekmece'deki tesis niye çalışmıyor onu söyleyin.

Çalışmasından kastınız nedir? Yani o ne için çalışacak? Reaktörümüz mü var ki? Yakıt mı üretecek? O pilot tesiste, uranyumun bir sürü kimyasal işlemden geçirilip, acaba reaktörlerde kullanılacak uranyum oksit haline çevrilebilir mi, çevrilemez mi, bu test edilmiştir zamanında. O dönemde Enerji Bakanlığı'mızın bir reaktör satın alma düşüncesi vardı. İşlemler devam ederken TAEK yöneticileri 'mademki reaktör satın alınıyor, yakıt tesisini de biz yapalım. Ülkemizin yakıtını milli kaynaklardan temin edelim' gibi bir duygu ve düşünceyle hareket etmişlerdir. Reaktör satın alınmadığı takdirde böyle bir yakıt tesisinin işliyor olması gibi bir düşünce olamaz. Bu işlevini tamamlamış, orada proses oturtulmuş, fizibilitesi, ekonomisi vs.ne bakılmış ve know how geliştirilmiştir.

Orada iki tane de araştırma reaktörümüz var. İkisi de atıl.

İki tane reaktör demeyelim ona. Birisi bizim 1 megavatlık, 58 yılında temeli atılıp 62'de faal olan ilk reaktörümüz. Bu reaktör zaman içinde işlevini tamamlamış. Yönetim bu 1 megavatlık reaktörü kaldırıp, aynı havuza 5 megavatlık reaktör kurmuş. Şu anda bizim aynı havuzda, 1 megavatlık reaktörün yerine aynı ekipmanı kullanarak 5 megavatlık reaktörümüz var.

Bendeki bilgi 2,5 megavatmış önce. Sonra 5'e çıkmış. Neyse o 5 megavatlık olan çalışıyor mu şimdi?

Full kapasite ile çalışmıyor. 250 kilovat gücünde çalışıyor. Bu reaktör, zamanında sadece radyoizotop üretmek için yapılmıştır.

Öyleyse araştırma reaktörleri doğru dürüst çalışmayan bir ülke reaktör yapmaya kalktığında nasıl doğru kararları verecek desem haklı bir soru olmaz mı?

Çok haklı. Onun için de biz bir planlama yaptık. Üç yıl içinde Sinop'ta büyük bir araştırma reaktörünü devreye alacağız. İstanbul'daki jeoloji ve depremsellik böyle tesislere müsaade etmiyor. Zaten 5 megavatla çalıştırılmama sebebi de oradaki sismik verilerdir.

Kaynak:

Bu haber toplam 2586 defa okunmuştur




Webhaber.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. © 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. | Yazılım ve Sistem Yönetimi: KV Bilişim