IMKB: 42.499 / %-0,29Dolar: 1,2295 YTL / %-0,97Euro: 1,9105 YTL / %-0,52
İstanbul : °C     Ankara : °C    İzmir : °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Senin Popstar’da ne işin var!
13 Ekim 2007 Cumartesi 18:28
Popstar yarışmasıyla gündeme gelen Ayşe Egesoy’u ekranda gören herkes,
Popstar yarışmasıyla gündeme gelen Ayşe Egesoy’u ekranda gören herkes, “Onun burada ne işi var?” yorumunu yaptı. Ama 25 senelik TRT sunucusu Ayşe Egesoy, “Popstar’ın izlenme oranı yüksek. Demek ki, bütün Türkiye izliyor. O zaman doğru Türkçe bütün Türkiye’ye ulaşacak demektir. Bence çok doğru bir yerdeyim.” diyor.

TRT’ye 25 yılını veren Ayşe Egesoy, dört yıllık aradan sonra Popstar yarışmasıyla ekrana geri döndü. Geri döndü ama herkes onu, bir şov programı olan Popstar’da görünce şaşırıp kaldı. Hele sahne arkasında, kuliste sunuculuk yapmasını ise herkes yadırgadı. Çünkü o, TRT’nin en ağır sunucularından biriydi. Sesiyle, üslubuyla, tavrıyla ve müzik bilgisiyle bambaşka bir konuma sahipti. Bugün kolunda dövmesi, elinde Hint kınasıyla gençlere taş çıkaran Egesoy, “Ben aynı Ayşe Egesoy’um. Aynı saç, aynı makyaj. 25 yıldır yaptığım makyaj rengini uyguluyorlar. Giydiğim kostümler, ayakkabılar, küpeler bile aynı.” diyor.

Popstar yarışmasına nasıl dahil oldunuz?

Popstar, Türk sanat müziği ağırlıklı bir şarkı yarışması. TRT’deki misyonum belli olduğu için bu teklifi bana yaptılar, ben de kabul ettim. Popstar’da TRT’de yaptığım işin neredeyse aynısını yapıyorum. Ayşe Egesoy’un formatında değişen hiçbir şey yok. Ben aynı Ayşe Egesoy’um. Aynı saç, aynı makyaj... 25 yıldır yaptığım makyaj rengini uyguluyorlar. Giydiğim kostümler ayakkabılar, küpeler bile aynı. Hiçbir şey değiştirmedim.

Program teklifini kabul ederken neler düşünüyordunuz?

Aklımdan çok güzel şeyler geçiyordu. Bir kere beni seven insanlarla yeniden buluşacaktım. Bu, benim için çok önemliydi. Çünkü ben işini ciddiye alan, çok seven biriyim. Beni çok seven bir izleyici kitlem var. Ekranlardan birkaç yıl ayrı kalmıştım. İzleyicilerimle buluşma noktası olduğu için hiç düşünmeden teklifi kabul ettim.

Magazin programlarına eleştirilerinizi zaman zaman dile getiriyorsunuz. Sizin için bu programı farklı kılan şey neydi?

Programın temelinde Türk sanat müziği ve halk müziği var ve benim yaptığım iş, bu şarkıların anonslarını yapmak. Programın tek eksiği Türkçeyi iyi kullanan, şarkı sözlerini bilen bir kadın sunucuydu. O da bendim.

Siz hep ekran önündeydiniz. Şimdi kulisten sunuculuk yapıyorsunuz. Bu sizin için zor bir durum değil miydi?

Bana bu soru çok geldi. Aslolan benim seyirciyle buluşmam ise bulunduğum mekan neresi olursa olsun, ben oradan izleyicime söylemek istediğim şeyi söylerim. Bu kulis de olabilir, sahne de olabilir, kapı aralığı da… Şiirlerimi, söylemlerimi ve doğru kullanmaya çalıştığım öz dilimi izleyicime aktarıyorsam bu yer benim için hiç önemli değil. Bu, olayın birinci yüzü. Diğer yüzü ise; sunuculuk yaptığım yer, karşıdan belki kulis gibi görünüyor; ama o bölme benim için çok özel hazırlandı. TRT’deki dekorun aynısı yapıldı. Sarmaşıklı beyaz kolonlar, arkamda duran melek heykeli aynı.

Ekranda ikinci bir rolde olmak duygu olarak sizi nasıl etkiledi?

Asla öyle hissetmedim. Burası benim keyif aldığım bir mekan. Orada olmak hoşuma gidiyor. Çünkü orası bana özel. Sahne o kadar özel değil. Orada yarışmacılar, sunucu, jüri, seyirciler var. Ama benim bulunduğum yerde hiç kimse yok. Yalnız ben ve kamera önünde göz göze geldiğim izleyicilerim…

‘Bu soruyu bana soran çok kişi oldu’ dediniz. Çevrenizden tepki mi aldınız?

Tepki almadım. Bu soruyu sormaları bir kere beni çok onurlandırıyor. Çünkü insanların gönlündeki yüksek yerimi belli eden bir soru. Çok heyecanlanıyorum, mutlu oluyorum, asla beni rencide eden bir durum söz konusu değil. Her şey yolunda. Popüler bir program içinde doğru bir Türkçe kullanılması, iyi bilgi verilmesi Türkçe adına iyi bir şeydir.

Aslında birçok izleyici Ayşe Egesoy’la bir şov programını yan yana koyamadılar.

Bence koysunlar. Doğru Türkçe şovda da kullanılır, her yerde kullanılır… Popstar’ın izlenme oranı yüksek. Demek ki, bütün Türkiye izliyor. O zaman doğru Türkçe, bütün Türkiye’ye ulaşacak demektir. Bence çok doğru bir yerdeyim.

TRT’de solistleri sunardınız, burada solist adaylarını sunuyorsunuz. İkisi arasında nasıl bir fark var?

Esasında tabii çok fark var. Çok önemli sanatçıları programımda ağırladım. Zeki Müren’den Hamiyet Yüceses’e kadar. Onlara saygım, sevgim başka... Herkesin yeri ayrı, bu da olacak tabii. Yarışmacılar yeni gelen kuşağı temsil ediyor, hepsi, şarkılara, türkülere gönül vermiş. Samimiyetle şarkılarını söylüyorlar, başka hiçbir şey düşünmüyorlar. Herkes Muazzez Abacı olamaz ki! Yeni gelen bir nesil var, yetişmekte olan çocuklar var, onlarla birlikte olurken keyif almayı bileceğiz. Hâlâ sevilen şarkıları söylüyorlar, dolayısıyla onları tekrar anons etmek beni çok mutlu ediyor.

Popstar temposu yüksek bir program. Siz ise daha sükunetle sunuyorsunuz programınızı. Popstar’la sizin üslubunuz örtüşüyor mu?

Örtüşmüyor. Örtüşmemesi çok hoş. Çünkü örtüşseydi program monotonlaşırdı. Ben duruyorum, onlar hareket ediyor. Birbirine zıt şeyler hareket sağlar. Ben programın ağır tarafındayım, onlar hareketli. Dolayısıyla dalgalanma oluşuyor.

Çok güzel şarkı söylediğinizi öğrendik. Yarın öbür gün siz de yoksa çıkar mısınız yarışmaya?

Evet, arkadaşlarım sesimin çok güzel olduğunu söylüyorlar. Ama asla şarkı söylemeyi düşünmüyorum. Ben zaten yıllardır şarkı söylüyorum. Türkçe,v müzikalitesi yüksek bir dildir. Zaten şarkı söyler gibi konuşuyorum.

Popstar hayatınıza nasıl bir yenilik getirdi?

Birçok yapımcıya, kanallara, yöneticilere öneri götürdüm. “Artık bu tür programların modası geçti” dediler. İlgilenmediler. Şimdi o insanlar sabahtan akşama kadar kapımdalar. Eski televizyoncular, gerçek yayıncı olarak tabir edilen insanların aklına bir gün Ayşe Egesoy olarak gelmedim. Tercihlerini manken sunuculardan yana kullandılar. Osmantan Erkır, çok genç olmasına rağmen beni programına davet ederek yeniden beni izleyicimle buluşturdu. Bu, az bir şey değil. İşte onun için ben burada keyifle çalışıyorum. Güle oynaya geliyorum, güle oynaya gidiyorum.


Manken sunucular olmasaydı, kimse değerimi bilmezdi

Bir röportajınızda sunucularla ilgili ‘benden sonrakiler o kadar hiçbir şey ki, onları izlerken kan şekerim düşüyor’ demişsiniz. Bu, çok iddialı bir söz değil mi?

Televizyon kanallarına baktığımızda sunucu olabilecek bütün özelliklere sahip çok az insan var. Diğerleri zaten hep gelip geçici. Sunuculuk niteliklerine sahip olmadıkları için kalıcı olamıyorlar. Bir de her şeye cesaretle atlamaları beni şaşırtıyor. Mesela ben yapamayacağım bir şeye cesaret edemem. Eğitimini almıyorum, bilmiyorum derim. Her taşın altına el konulmaz. Tük seyircisi en iyisine layıktır.

Televizyonda manken kökenli sunucular çok fazla var. Siz de hep bu sunucuları eleştirdiniz. Şu anda sizin yaptığınız işi, zamanında eleştirdiğiniz sunucular yaptı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

O da bir dönem. O gençlerin de denenmesi gerekiyor. Onlar olmasaydı, belki de bugün beni takdir eden insanlar olmazdı. Ben onların ekrana çıkmasından yanayım. Bütün meslek dallarında bu böyledir.

Eleştirilerinizle paralel değil; ama bu düşünceleriniz…

Paralel değil ama bütün bunları yapan insanları eleştiriyorum biraz da. Kulaklarına kar suyu kaçsın istiyorum. Çok bilmedikleri şeyi yapmasınlar. Kendileri zarar görüyor, kimseye bir şey olduğu yok. Benim işime geliyor.

 

SEVİNÇ ÖZARSLAN

Zaman/Cumaertesi

Bu haber toplam 2223 defa okunmuştur




Webhaber.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. © 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. | Yazılım ve Sistem Yönetimi: KV Bilişim